Depremlerin Nedenleri ve Mersin'in Depremselliği Konuşuldu

++
slide background

Meü

slide background

Meü

slide background

Meü


Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü tarafından “Depremlerin Nedenleri ve Mersin'in Depremselliği” başlıklı konferans düzenlendi. Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Selim İnan’ın konuşmacı olduğu konferans, 7 Mart Çarşamba günü gerçekleşti.

Prof. Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi’nde verilen konferansa; Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Akdağlı başta olmak üzere öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında düzenlenen konferansta Prof. Dr. İnan; depremlerin oluşumu, nedenleri ve korunma yöntemleri ile ilgili bilgi verdi.

Depremleri, fay olarak adlandırılan kayaların kırılması sonucunda açığa çıkan gerilim enerjisi olarak tanımlayan Prof. Dr. İnan, bir bölgenin depremselliğinin o bölgedeki aktif fayların uzanımı ve deprem üretme potansiyeline bağlı olduğunu kaydetti.

Deprem sırasında gevşek zeminlerin, sağlam zemin ve kayalara oranla çok daha fazla etkilendiğini ve en büyük hasarların burada gözlendiğini vurgulayan Prof. Dr. İnan, "Gevşek tutturulmuş tortulardan oluşan zeminler üzerine maksimum 4 katlı ve sağlam binalar yapılmalıdır. Bununla ilgili çok kötü örnekler hem Kocaeli hem de Düzce depremlerinde yaşanmış, on binlerce bina sırf bu nedenle yıkılmış ve binlerce insan yaşamını yitirmiştir” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. İnan, depremin zararlarını azaltmanın yollarına ilişkin olarak; inşaatlarda kullanılan malzemelerin kaliteli ve yeterli olması, deprem bölgelerindeki nüfus yoğunluğunun dağıtılması, özellikle deprem bölgelerinde yaşayanlara yönelik eğitim çalışmalarının yapılması gibi gerekliliklere dikkat çekti.

Mersin ve yakın yöresi için en önemli tehlikeyi, bölgedeki aktif faylar ile bu faylara olan uzaklıkların oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. İnan, Mersin ve yakın yöresindeki aktif faylar hakkında şu bilgileri verdi: "Mersin’in kuzeyinde Çamardı ile Gülek Boğazı arasında  doğrultu atımlı Ecemiş Fayı yer alır. Gülek Boğazı ile Karsantı-Karaisalı arasında ise kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Karasantı-Karaisalı Fay Zonu bulunmaktadır. Son yapılan çalışmalarda, Gülek Boğazı ile Anamur arasında da yine doğrultu atımlı Namrun Fay Zonunun varlığı ortaya çıkarılmıştır. Diğer önemli bir fay zonunu da 1998 Adana depremine neden olan Yumurtalık-Karataş Fayı oluşturur. Bunların dışında Akdeniz içersinde ve Kıbrıs’tan geçen önemli bir kırık hattı daha bulunmakta olup, Akdeniz’de meydana gelen depremlerin kaynağını oluşturmaktadır. Mersin ve yakın yöresine en yakın kırık hattı Ecemiş Fay zonunun bir parçasını oluşturan Namrun Fayıdır. Namrun Fayı batıda, Gülek Boğazı'ndan başlar, güneybatıya doğru sırasıyla Namrun (Çamlıyayla), Arslanköy, Sorgun Kuzeyi, Kurtsuyu Deresi, Göksu Irmağı, ve Demirözü’nden geçerek Anamur kuzeyinde son bulur. Doğrultusu boyunca bir iki yerde sıçramalar yapar. Ayrıca Namrun Fayı ile Mersin-Anamur kıyı şeridi arasında kalan bölgede daha küçük ölçekli çok sayıda kırıklar da yer almaktadır Bunların dışında Mut civarında Mut Fayı ile Ovacık-Silifke arasında uzanan Ovacık Fayı önemli kırık hatlarına karşılık gelmektedir."

Prof. Dr. İnan, son yüzyılda Mersin civarında büyüklüğü 4'ten fazla olan depremlerin iki tanesinin deniz içerisinde, geri kalanının karada gerçekleştiğini, bunların da aktif kırıklar ile yakın yöreleri üzerinde yer aldığını belirtti. Mersin ve yakın yöresinde gözlenen depremlerin Ecemiş Fayı, Namrun Fayı, Mut Fayı, Ovacık Fayı, Karsantı-Karaisalı Fayı gibi aktif faylara bağlı olarak geliştiğini kaydetti.

Depremsellik açısından diğer önemli bir nedenin bölgedeki kaya birimleri ile zemin özellikleri olduğuna işaret eden Prof. Dr. İnan, Erdemli-Mersin-Tarsus arasında yer alan kıyı şeridi ile yerleşim yerlerinin genelde gevşek ve sıkı tutturulmamış zeminler üzerinde yer aldığı için deprem durumunda daha tehlikeli olduğuna dikkat çekti.

 

Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü


  • 2018-03-07 13:03:12
  • 950