Taşucu - Aydıncık Kıyı Hattı Bilimsel Mercek Altında

Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Doğu Akdeniz'in en önemli biyoçeşitlilik alanlarından Taşucu-Aydıncık kıyı hattını mercek altına alarak bilimsel çalışmalar yürütüp bölgenin denizel ekosistemlerinin korunması, izlenmesi ve bilimsel olarak değerlendirilmesi amacıyla önemli çalışmalara imza atıyor.

Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Doğu Akdeniz'in en önemli biyoçeşitlilik alanlarından Taşucu-Aydıncık kıyı hattında deniz çayırlarından deniz memelilerine kadar geniş bir ekosistemi kapsayan bilimsel araştırmalar yürütüyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) etki alanında bulunan Aydıncık ilçesinde faaliyet gösteren merkez, bölgenin denizel ekosistemlerinin korunması, izlenmesi ve bilimsel olarak değerlendirilmesi amacıyla önemli çalışmalara imza atıyor.

Akdeniz foku için yaşam ve geçiş koridoru

Taşucu ile Aydıncık arasındaki kıyı şeridi, Doğu Akdeniz'de biyolojik çeşitlilik açısından öne çıkan nadir ekosistemlerden biri olarak değerlendiriliyor. Bölge, özellikle Akdeniz foku (Monachus monachus) için kritik bir yaşam ve geçiş koridoru niteliği taşıyor.
Kayalık kıyılar, deniz mağaraları ve nispeten düşük insan baskısı sayesinde bu alan, Akdeniz foklarının barınma, üreme ve beslenme alanlarını birbirine bağlayan doğal bir ekolojik koridor oluşturuyor. Bilimsel çevreler, söz konusu kıyı hattının Akdeniz ve Karadeniz'deki Deniz Memelilerinin Korunması Anlaşması (ACCOBAMS) kapsamında bir denizel koruma koridoru olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Böyle bir statü, yalnızca Akdeniz fokları için değil, bölgede yaşayan yunuslar başta olmak üzere diğer deniz memelileri ve kıyısal ekosistemlerin sürdürülebilirliği açısından da kritik habitatların korunmasına katkı sağlayacak.

İklim değişikliğine karşı doğal sığınak

Taşucu-Aydıncık kıyı hattı, Doğu Akdeniz'de bazı türlerin dağılım sınırlarının kesiştiği biyocoğrafik bir sınır niteliği de taşıyor. Bu özellik, bölgeyi iklim değişikliği ve ekosistem dinamiklerindeki değişimler karşısında önemli bir ekosistem sığınağı (refugia) haline getiriyor.

Deniz çayırları, kayalık resifler ve kıyısal habitatların sağladığı bu doğal sığınak alanları, birçok türün popülasyonlarının devamlılığı açısından kritik rol oynuyor. Bu nedenle bölgenin korunması, yalnızca yerel ölçekte değil, Doğu Akdeniz ölçeğinde ekolojik sürekliliğin sağlanması bakımından da büyük önem taşıyor.

Akkuyu NGS çevresinde bilimsel izleme çalışmaları

Merkez bünyesinde yürütülen çalışmaların önemli bir bölümünü, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin deniz ortamı üzerindeki olası etkilerinin bilimsel yöntemlerle izlenmesi oluşturuyor. Bu kapsamda Mersin Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü çatısı altında ve Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (BAP) tarafından desteklenen bir doktora projesi yürütülüyor.

"Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) deniz sahasında radyonüklid konsantrasyonlarını izlemek amacıyla biyoindikatörlerin belirlenmesi" başlıklı doktora çalışması kapsamında, Yeşilovacık-Aydıncık arasında belirlenen altı farklı istasyonda düzenli örneklemeler gerçekleştiriliyor.

Çok trofik seviyeli izleme sistemi  

Araştırma kapsamında makroalglerden deniz kestanelerine, balık türlerinden mollusklara kadar farklı trofik seviyeleri temsil eden biyolojik gruplarda; bunun yanı sıra deniz suyu ve sediment örneklerinde doğal ve yapay radyonüklid konsantrasyonları analiz ediliyor. Bu yaklaşım, ekosistemin farklı trofik basamaklarını kapsayan çok trofik seviyeli bir izleme (multi-trophic monitoring) sistemi oluştururken, radyonüklidlerin denizel besin ağındaki olası birikim ve aktarım süreçlerinin değerlendirilmesine de olanak sağlıyor. Elde edilen veriler doğrultusunda bölge için en uygun biyolojik indikatör türlerin belirlenmesi hedefleniyor.

Santral öncesi referans veriler oluşturuluyor

Yürütülen çalışmalar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin devreye alınmasından önce bölgedeki denizel ekosistemlerin mevcut durumunu ortaya koyan referans (baseline) verilerinin oluşturulması açısından büyük önem taşıyor. Bu veriler, santralin işletmeye alınmasının ardından denizel biyoçeşitlilik, tür kompozisyonu ve türlerin mekânsal dağılımı üzerinde meydana gelebilecek olası değişimlerin bilimsel olarak karşılaştırılabilmesine imkân sağlayacak. Böylece bölgede gerçekleştirilen araştırmalar, Akkuyu NGS çevresinde yürütülecek uzun dönemli çevresel izleme (long-term environmental monitoring) çalışmalarının bilimsel temelini oluşturuyor. 

"Bilimsel referans noktası haline geldik"

Merkez Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, yürütülen çalışmaların yalnızca Akkuyu NGS için değil, Doğu Akdeniz kıyı ekosistemlerinin geleceği açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı.
Prof. Dr. Ayas, bölgedeki bilimsel izleme faaliyetlerinin, denizel ekosistemlerin sağlığının korunması, olası çevresel etkilerin erken aşamada tespit edilmesi ve sürdürülebilir kıyı yönetimi için kritik bir bilimsel altyapı sunduğunu belirterek,

"Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, deniz çayırları ve hassas kıyısal habitatların korunmasına yönelik çalışmalar bakımından Türkiye'de önemli bir bilimsel referans noktası haline geldi" diye konuştu.

2026-03-10 09:54:57
74