Uzmanı Uyardı: Akdeniz Foku yok Olursa, Akdeniz’in Doğal Mirası Da yok Olur
Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, Akdeniz fokunun yalnızca nesli tükenmekte olan nadir bir tür olmadığını, aynı zamanda Akdeniz’in ekolojik sağlığını gösteren hayati bir biyolojik gösterge olduğunu dile getirerek, “Akdeniz Foku yok olursa, Akdeniz’in doğal mirası da yok olur. Fokları korumak, denizlerin sürekliliğini korumaktır,” dedi.
Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, 22 Mart Dünya Fok Günü nedeniyle istemersin.com’a özel açıklamada bulundu. Merkez Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliğinin (IUCN) Kırmızı Listesi'ne göre "Nesli Tehlike Altında" kategorisinde bulunan Akdeniz fokunun, deniz ekosistemlerinin korunmasında tür, habitat ve ekolojik süreçlerin birlikte ele alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatarak, “Bu bağlamda Akdeniz foku, yalnızca nadir bir tür değil; aynı zamanda Akdeniz’in ekolojik sağlığını temsil eden kritik bir biyolojik göstergedir. Akdeniz foku, dünya üzerindeki en nadir deniz memelilerinden biridir ve küresel popülasyonu oldukça sınırlıdır. Türün en hassas özelliklerinden biri, üreme davranışının yüksek derecede habitat bağımlı olmasıdır. Dişiler yavrulamak için çoğunlukla insan etkisinden uzak, dar girişli denizel mağaraları tercih eder ve bu nedenle uygun habitatların kaybı doğrudan üreme başarısını düşürmektedir,” diye konuştu.
Merkez Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, Mersin Körfezi’nde, Taşucu ve Aydıncık kıyılarının Akdeniz foku için adeta bir can simidi görevi üstlendiğini belirterek, “Mersin Körfezi, Taşucu ve Aydıncık kıyıları bu tür için hem ekolojik koridor hem de ekosistem sığınakları (refugia) oluşturan nadir alanlardan biridir. Bu bölgelerdeki kayalık kıyılar ve mağara sistemleri, fokların üreme ve dinlenme alanları olarak kritik öneme sahiptir ve aynı zamanda bireylerin farklı habitatlar arasında güvenli geçiş yapabildiği bir bağlantısallık ağı sunmaktadır. Ancak kıyı yapılaşması, turizm baskısı, balıkçılık faaliyetleri ve deniz kirliliği bu hassas sistemleri tehdit etmektedir. Özellikle balıkçı ağlarına takılma, habitat bozulması ve insan kaynaklı rahatsızlıklar Akdeniz fokunun bölgedeki varlığını kırılgan hale getirmektedir,” şeklinde konuştu.
Merkez Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, Akdeniz Fokları’nı korumanın, denizlerin sürekliliğini korumakla eşanlamlı olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin taraf olduğu ACCOBAMS gibi uluslararası mekanizmalar, denizel memelilerin korunmasına yönelik bölgesel iş birliğini güçlendirirken, ekosistem temelli ve bağlantısallık odaklı koruma yaklaşımlarını da desteklemektedir. Akdeniz fokunun korunması için üreme mağaralarının ve refugia alanlarının korunması, ekolojik koridorların sürekliliğinin sağlanması, bilimsel izleme çalışmalarının artırılması ve yerel paydaşlarla iş birliği içinde koruma stratejilerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki Akdeniz foku kaybolursa, bu yalnızca bir türün değil, Akdeniz’in doğal mirasının da kaybı olacaktır. Fokları korumak, denizlerin sürekliliğini korumaktır,” ifadelerini kullandı.