Taşucu - Anamur Koridoru Deniz Millî Parkı Olarak Değerlendirilmeli
Türkiye’nin ilk deniz millî parklarının Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de ilan edilmesinin ardından, Mersin kıyılarının sahip olduğu denizel koruma potansiyeli de yeniden gündeme geldi. Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, Aydıncık’ın da içinde bulunduğu Taşucu ve Anamur kıyı kuşağının Doğu Akdeniz’in en önemli ekolojik koridorlarından olduğunu aktararak, bu bölgenin de Deniz Millî Parkı olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı ile Kuzey Ege Deniz Millî Parkı, 16 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla ilan edilmişti. Kararların Türkiye’deki denizel biyolojik çeşitliliğin korunması açısından yeni dönemin başlangıcı olduğunu ifade eden Deniz Ayas, benzer bir koruma yaklaşımının Mersin’in batı kıyıları adına da ele alınması gerektiğini belirtti.
Doğu Akdeniz’in bütünlüklü ekolojik koridoru korunmalı
Taşucu–Anamur kıyı kuşağının sadece tür çeşitliliği açısından değil, farklı habitatları birbirine bağlayan bütünlüklü yapısıyla da önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Deniz Ayas, “Bu kıyı kuşağı; deniz çayırları, kayalık resifler, adalar, su altı mağaraları, kumsallar ve doğal kıyı alanlarından oluşan bütünlüklü ekolojik koridordur. Akdeniz foku, deniz kaplumbağaları, köpekbalıkları, kemikli balıklar ve çok sayıda omurgasız tür, yaşamlarının farklı dönemlerinde bu habitatlardan yararlanmaktadır. Alanı birbirinden bağımsız küçük koruma noktaları olarak değil, canlıların hareketini ve yaşam döngülerini destekleyen bağlantılı bir ekosistem olarak ele almalıyız” değerlendirmesinde bulundu. Ekolojik koridorların türlerin beslenme, barınma, üreme veya göç alanları arasındaki bağlantıyı sağladığını belirten Ayas, bu bağlantının zayıflamasının yalnızca belirli bir alanı değil, bütün kıyı ekosistemini etkileyebileceğini de söyledi.
Aydıncık önemli bir ekolojik sığınak
Aydıncık’ın Taşucu–Anamur koridorunun merkezinde yer aldığını ifade eden Ayas, bölgenin Doğu Akdeniz’de doğal özelliklerini büyük ölçüde koruyan önemli ekolojik sığınak niteliğinde olduğunu belirterek, “Aydıncık, deniz canlılarının barınabildiği, beslenebildiği, üreyebildiği veya yaşam döngülerini sürdürebildiği önemli denizel sığınaktır. Ekolojik sığınaklar yalnızca içlerinde yaşayan canlıları korumaz; çevredeki deniz alanlarının yenilenmesine de katkıda bulunur. Sağlıklı habitatlardan çevredeki alanlara larva, yumurta ve de bireylerin yayılması, bölgesel ekosistemin direncini ve kendini yenileme kapasitesini destekler,” dedi. Aydıncık kıyılarının en önemli değerlerinden birinin Posidonia oceanica deniz çayırları olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Ayas, bölgenin Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki geniş ve bütünlüklü Posidonia matlarının doğu dağılım sınırında bulunduğunu da aktararak, “Aydıncık kıyıları, Posidonia oceanica çayırları bakımından Doğu Akdeniz’de önemli ekolojik sığınak ve geniş matların en doğudaki son kalelerinden biridir. Buradaki çayırların korunması yalnızca Aydıncık’ın değil, türün bölgesel dağılım sınırının korunması anlamına gelmektedir” diye konuştu. Posidonia çayırlarının yavru balıklar, kabuklular, yumuşakçalar ve de çok sayıda omurgasız tür için doğal bir sığınak ve gelişme alanı olduğunu söyleyen Ayas, çayırların altında uzun yıllarda oluşan mat yapısının kıyı sedimentini dengelediğini, erozyonları sınırlandırdığını ve önemli miktarda karbon depoladığını belirtti.
Kum köpekbalıkları için üreme ve yavru gelişim alanı
Bu ekolojik koridorun köpekbalıkları açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Deniz Ayas, özellikle Göksu Deltası ve Taşucu çevresindeki sığ kıyısal alanların kum köpekbalıkları olarak bilinen Carcharhinus plumbeus için önemli bir ekolojik sığınak oluşturduğunu söyleyerek, “Kum köpekbalıklarının üreme stratejileri oldukça hassastır. Geç olgunlaşırlar, uzun bir gebelik dönemine sahiptirler ve sınırlı sayıda yavru meydana getirirler. Yavruların gelişebileceği sakin, sığ ve besin bakımından elverişli kıyı alanları bu nedenlerle büyük önem taşır. Göksu–Taşucu kıyıları kum köpekbalıklarının üreme, yavrulama ve yavru gelişim dönemleri adına korunması gereken doğal sığınma alanları arasında değerlendirilmektedir” şeklinde konuştu. Kum köpekbalığının IUCN Kırmızı Listesi’nde küresel ölçeklerde Tehlikede (Endangered–EN) kategorisinde bulunduğunu belirten Ayas, kategorinin türün doğal ortamında yok olma riskinin yüksek olduğunu gösterdiğini söyledi. Bu türün yavaş büyümesi, geç eşeysel olgunluğa ulaşması ve düşük üreme kapasitesi nedeniyle balıkçılık baskısından popülasyonunu kısa sürede yenileyemediğine dikkat çekti. Prof. Dr. Ayas açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Bir türün yalnızca yetişkin bireylerini değil, doğum ve yavru gelişim alanlarını da korumamız gerekir. Köpekbalıklarında popülasyonun geleceğini belirleyen temel unsur, yavruların güvenli biçimde gelişebileceği ekolojik sığınakların varlığını sürdürmesidir. Göksu–Taşucu alanları ile Aydıncık ve Anamur kıyıları arasındaki habitat bağlantısı bu açılardan bütüncül bir şekilde ele alınmalıdır.”
Melek köpekbalıkları için potansiyel sığınma alanı
Taşucu–Anamur koridorunda bulunan kumlu ve çamurlu deniz tabanları ile kıyısal habitatların melek köpekbalıkları için de önem taşıyabileceğini belirten Ayas, bu türlerin deniz tabanlarında yaşayan ve kendilerini kuma gömerek avlanan özel köpekbalıkları olduğunu ifade ederek, “Melek köpekbalıkları yaşamlarını büyük ölçüde deniz tabanına bağlı olarak sürdürür. Kumlu ve çamurlu dipler onların dinlenme, saklanma, beslenme ve de üreme habitatlarıdır. Bu nedenle melek köpekbalıklarını korumak, yalnızca bireyleri değil, yaşadıkları deniz tabanı habitatlarını da korumayı gerektirir. Taşucu–Anamur koridorundaki uygun dip alanlarının araştırılması ve izlenmesi, bu son derece hassas tür grubu bakımından önemlidir,” dedi. Melek köpekbalıklarının da IUCN kategorilerinde tehlikede olan bir tür olarak anıldığını söyleyen Ayas, IUCN kategorilerinin yalnızca tür isimlerinin yanında kullanılan tanımlamalar olmadığını belirterek, “Kum köpekbalığının tehlikede, Akdeniz’deki melek köpekbalığı türünün ise kritik tehlikede kategorisinde bulunması, Taşucu–Anamur koridorunun yalnızca genel biyolojik çeşitlilik adına değil, küresel ölçekte tehdit altındaki türlerin korunması açısından da değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu gösteriyor. Deniz Millî Parkı planlamasında bu türlerin üreme, yavru gelişim, beslenme ve sığınma habitatları çekirdek koruma alanları arasında yer almalıdır” ifadelerini kullandı. Taşucu–Anamur koridorunun Akdeniz foku açısından Türkiye’nin önemli kıyı alanlarından biri olduğunu belirten Ayas, bölgedeki kıyı mağaralarının, sakin koyların ve insan erişiminin sınırlı olduğu doğal alanların tür için yaşamsal önem taşıdığını söyledi. Burada koridorun deniz kaplumbağalarının beslenme, dinlenme ve üreme alanlarını da içerdiğini ifade eden Ayas, deniz çayırları, kumsallar ve kıyıya yakın beslenme alanlarının birlikte korunması gerektiğini söyleyerek, “Akdeniz foku, deniz kaplumbağaları ya da köpekbalıkları idari sınırları bilemez. Yaşamlarını sürdürebilmek için birbirine bağlı kıyı ve deniz habitatlarına ihtiyaç duyarlar. Bu nedenlerle de Taşucu–Anamur hattının ekolojik koridor yaklaşımıyla bütüncül biçimde korunması gerekir,” diye konuştu.
Deniz Millî Parkı için bilimsel çalışmalar başlatılmalı
Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege Deniz Millî Parklarının Taşucu–Anamur koridoru için de önemli bir örnek oluşturduğunu aktaran Prof. Dr. Ayas, bu alanların Deniz Millî Parkı statüsü bakımından değerlendirilmesine yönelik bilimsel ve de idari çalışmaların başlatılması gerektiğini şu sözlerle aktardı: “Cumhurbaşkanı kararıyla iki büyük deniz alanının millî park ilan edilmesi ülkemiz açısından çok değerli gelişme. Aydıncık’ın içinde bulunduğu Taşucu–Anamur ekolojik koridoru; habitat çeşitliliği, tür zenginliği, ekolojik bağlantıları ve küresel ölçekte tehdit altındaki türlere vereceği sığınma alanları nedeniyle Deniz Millî Parkı potansiyeli taşımaktadır.” Prof. Dr. Ayas, ilk aşamada bölgenin biyolojik çeşitlilik envanterinin tamamlanması, Posidonia matlarının ve diğer hassas habitatların haritalanması, kum köpekbalıklarının üreme ve yavru gelişim alanlarının izlenmesi, melek köpekbalıklarına dair araştırmaların artırılması gerektiğini söyleyerek, “Taşucu–Anamur ekolojik koridorunu korumak sadece güzel koyları değil, Posidonia matlarını, Akdeniz fokunu, deniz kaplumbağalarını, kum köpekbalıklarını, kritik tehlikede bulunan melek köpekbalıklarının potansiyel yaşam alanlarını birlikte korumaktır. Bu bölgenin deniz millî parkı olarak değerlendirilmesi, Doğu Akdeniz’in en önemli denizel sığınaklarından birinin gelecek kuşaklara aktarılması anlamına gelecektir” değerlendirmesinde bulundu.